Anne babasını memnun etmeye çalışan çocuğun kendi kimliğine veda edişi…

İnsanlık tarihinin kendi kalbindeki en büyük acısıdır herhalde, kendi kimliğine, varlığına, bütünlüğüne veda edişinin kalp ağrısıdır belkide. Hayat yolculuğunda kalbimizin en derinliklerinde arzuladığımız tek bir gerçek var “koşulsuz sevilmek, koşulsuz kabul edilmek, koşulsuz varlığımıza teşekkür edilmesi”. 

Kaç yaşında olursak olalım karşımızdaki insanın gözleriyle, hissettirdikleriyle, sözsüz söyledikleriyle bizi ne kadar kabul edip etmediklerini en derinden hisseden ve en filtresiz bir şekilde doğruyu gören varlıklarız. Ve kaç yaşında olursak olalım annemizin ve babamızın bizi olduğu haliyle kabul etmesini canı gönülden isteriz. 

Bunu göremediğimizde varlığımızdan şüphe ederiz. Kendimizi hatalı, şüpheli, kusurlu, olmaması gereken biri olarak görürüz. Annemizin sevgisini alamamaktansa, onun gül kokulu koynunda duramamaktansa onu mutlu etmek için kendi kimliğimize veda ederiz. 

Çok canımız acır, belki tarihin sesi olsa, insanlığın en can alıcı sesi olur. Veda edişin ağırlığı teee çocukken iner omuzlarımıza. Neymiş daha da çok sevgi alalım diye, daha da çok kabul görelim, ana-babamızın dudaklarından tebessüm eksilmesin diye, daha küçücükken evin huzurunu sağlamaya başlarız, kalbimizin bir sesi “yahu ben daha çok oyun oynamak istiyorum der”, diğer sesi “olmaz aileni mutlu etmelisin, yoksa kabul görmezsin, yoksa çok üzülürler, onlar ne istiyorsa öyle ol” der. 

İşte orda kendi kimliğinin karmaşası başlar, ben kimim? 

Ve böylece kendine veda etmenin marşı çalınır. Bu marş çok hüzünlü, acı dolu, yok oluşunun bir simgesi gibi . 

Bedenini hissederken ruhunun kayboluşunu, nefesini hissederken kalbine değmemesini yaşam boyu hissedersin. Şimdilerde kaybolmuş varlıklarını arayan birçok insana rast geliyorum. Varlığının hikmetine varan nice insanlar çoğalıyor. Hepsinin dilinde “hissedemiyorum.” 

Haklısınız acının varlığıyla içindeki çocuğu gömmüş gibi olursun, halbu ki kalbinin en derinliklerinde duruyor, el uzatmanı bekliyor, ona dokunmanı, şefkatinle bakabilmeni, yıllarca bekleyen bir çocuğun ürkekliğiyle kalakalmış bekliyor. 

O kaybolmadı, dokunması zor olsa da, bakması yüreğe acı gelse de o çocuk bedeninin en derininde,kalbinin serin sularında ona kavuşmanı bekliyor.❤️

Esra Kocaman Meydan

Nasıl da usul usul acıtıyoruz birbirimizi…

Çocuk zorbalığı anne baba ilişkisinden nasıl öğrenir?